//-->
 

 

 

Hayaller...

DENIZLI ILI ACIPAYAM ILCESI DODURGALAR BELDESI BELEDIYESI KASABASI TARIHI TARIHCESI

DodurgalarDenizli ili'nin 1071 Malazgirt Zaferinden hemen sonra Türkmenlerle meskun[1] Acıpayam ilçesi sınırları içinde, Eşeler Dağı eteklerinde yerleşik bir kasabadır.

Konu başlıkları

  [göster

İsim kökeni [değiştir]

Dodurgalar ismini Oğuz Türklerinin 24 boyundan biri olan Dodurga boyu Oğuzların Boz-Ok'lar koluna bağlıdır[2]. Dodurga boyunun, Oğuz Han'ın altı oğlundan biri olan Ay Han'dan çoğaldığı kabul edilmektedir. Dodurga kelimesi eski Türkçe'de Ülke alan, mülk tutan, yerleşip sahip olan, yurt edinen anlamına gelmektedir[3]Kaşgarlı Mahmud'a göre Divân-ı Lügati't-Türk'deki yirmi dört Oğuz boyundan onaltıncısı; "Dodurga"dır. Belgeleri şudur : Dodurga.png[4] diye tanımladığı bir Oğuz boyudur.

Türkiye'deki Dodurga isimli yerleşim birimleri listesi ve nüfus hareketleri [değiştir]

Konumu [değiştir]

Dodurgalar kasabası, Acıpayam ilçesine 18-19 km mesafede, Acıpayam ovasının güneydoğu ucunda meskun, yakın çevrede halen Dodurga olarak bilinen kadimden beri bir müslüman Türk yerleşim birimidir.

Sözgelimi dünyaca meşhur İslâm seyyahı İbn-i Battuta henüz 22 yaşında iken, 1325 yılında Fas’ın Tanca şehrinden başladığı yolculuğunun Anadolu topraklarına ilişkin bölümünde, yaklaşık 684 sene önce geçtiği Acıpayam ovası ve halkına dair gözlemlerini aşağıda şöylece ifade etmektedir: “Karaağaç yemyeşil bir ova olup Türkmenlerle meskundur.” (Battuta, 1355, s. 207).

Acıpayam adlı eserin müellifi olan Ali Vehbi de, eserinde sadece bir kaynağa atıf yapmıştır. Atıf yaptığı Denizli Tarihi, s. 35’de yer verilen bilgi de İbn-i Batuta’nın Seyahatnamesi’nden alınan Karaağaç Ovasının tarifidir. Bu tarifin bir cümlesi esasen yukarıda verilmiştir. Eserinde ise yukarıdaki cümlenin de yer aldığı bir bölüm; “… Gölhisar sultanı Mehmed Çelebidir. Eğirdir meliki Sultan Ebu İshak’ın biraderidir. Karaağaç tarikiyle oradan inhiraf eyledik. Bu yeşil belde bir sahra olup Türkmen ile meskundur…”. (Ali Vehbi, 1331 (Rumi), s. 14) şeklindeki Türkçe tercümesiyle verilmiştir. Bu ifadelerden, 1071'den sonra Türkmenlerin batıya doğru hızla aktığı ve Anadolu'nun tamamına süratle yayıldığı ve yerleştiği ifade edilebilir (Dağdaş ve Dağdaş, 2001-2009).

Doğudan batıya doğru uzanan ve asıl Dodurga olarak da nam salan Yukarı Dodurga ile, bir km daha batıdaki Aşağı Dodurga muhtarlıkları 1971 yılında birleşerek, “iki Dodurga’dan oluşan” anlamında Dodurgalar adını almış ve belediye teşkilatına kavuşmuştur. Kasaba, Eşeler Dağı silsilesinin batısında, doğudan batıya uzanan bir yerleşim düzenine sahiptir.

Yukarı Dodurga [değiştir]

Eşeler Dağının batısında, doğudan batıya uzanan Söbe Alanı dağ silsilesinin kıblesindeki Aşağı Değirmen’in de hemen yakınındaki Deve Taşı’ndan başlayıp batıya doğru uzanan ve Ardıçlı Doru önündeki Kaya Gediği’nden güney istikamete doğru yayılan bir yamaçta kuruludur. Yukarı Dodurga’nın kıblesinde boydan boya, doğudan batıya Aşağı Dodurga’nın bahçelerinin de dahil olduğu Bağarası ve Bağyanı adı verilen bahçeler yer almaktadır. Verimli ve sulanan bahçeler, Eşeler Yaylasından gelen Değirmendere’nin suları ile sulanmakta ve hemen hemen her türlü meyve ve sebze yetiştirilmektedir.

Doğusu; kuzey-güney istikametinde uzanan Eşeler Dağı silsilesi ve Eşeler Yaylası ile çevrilidir. Eşeler Yaylası düzlüklerinden doğan Değirmendere, halk Türkçesinde su değirmenlerinin bittiği yerden sonra kısaca "çay" adı ile anılır. Dalaman Çayının kollarından olan, Eşeler Yaylasının pınarlarının sularını toplayıp gelen ve bahçelerimize hayat veren Değirmendere, Yazır Kasabası ile doğal sınır oluşturur. Yukarı Dodurga-Yazır Karayolu üzerinde, Dodurga çayı üzerindeki Helvacı Köprüsü iki Kasaba arasındaki ulaşımı sağlar...


Kuzeydoğusundan doğusu Eşeler Dağı zirveleri ve etekleri, Muza mahallesi/çiftliği, kuzeyinde Bademli (Payamlı) köyü ve Sazak Mahallesi ile çevrilidir. Batısında, Keloğlanlar Mağarasının da bulunduğu Karadağ uzanmaktadır. Güneybatısında yine kuzey-güney istikametinde uzanan Karadağ'ın en güney ucu olan Bangraz Burnu ve Denizli-Antalya Karayolu olan Uluyol bulunmaktadır. Güneyinde Yazır Kasabası bulunur. Yazır ile birlikte bir yay gibi güneybatıya doğru Gümüş Köyü ile Kumavşarı Kasabası bulunur. Adı geçen bu kasaba ve köylerde, sabah ezanları rahatlıkla karşılıklı duyulabilir...


"GÜNÜMÜZÜN DODURGALAR KASABASININ (1) YERLEŞİM YERİ TARİFİ ve BAZI DEĞERLERİ

Kasabanın yerlisi olarak tarafımızdan hazırlanan; imlâ hatalarından arındırılmış, Ali Vehbi Efendi'nin tanıtımında yer alan bazı noksanlık ve yanlışlıkların da giderildiği ve Kasabamızın günümüze uyarlanan yeni ve güncel tanımı aşağıda takdim edilmiştir:

“Coğrafî olarak Akdeniz Bölgesi’nin Batı Akdeniz Bölümünde, (Teke Yarımadası) Göller Yöresi’nde bulunan Dodurgalar Kasabası; Acıpayam Ovasının güneydoğu sınırında meskun, yakın çevrede halen Yukarı Dodurga ve Aşağı Dodurga olarak bilinen kadimden beri bir Müslüman Türk yerleşim birimidir. Doğudan batıya doğru uzanan ve asıl Dodurga olarak da nam salan Yukarı Dodurga ile, bir km daha batıdaki Aşağı Dodurga muhtarlıkları 1971 yılında birleşerek, “iki Dodurga’dan oluşan” anlamında Dodurgalar adını almış ve belediye teşkilatına kavuşmuştur.

Kasaba; 2006 yılında Turizm Merkezi ilan edilen Salda Gölü Turizm Merkezi”nin de içinde bulunduğu Eşeler Dağı silsilesinin (Dağdaş ve Ünlü, 2007) batı yamaçlarında, doğudan batıya uzanan bir yerleşim düzenine sahiptir. Günümüzde, her iki Dodurga her açıdan birbiriyle birleşmiş ve kaynaşmış durumdadır.

Yukarı Dodurga; “Eşeler Dağının batısında, doğudan batıya uzanan daha alçak ve büyük ölçüde çalılıklarla (Q. coccifera L.) örtülü ve nadiren ardıçların bulunduğu, (1980’li yılların sonundan itibaren Kızılçam ile ağaçlandırılan sahalar vardır) dağ silsilesinin kıblesinde yer alır. Yerleşimimiz hem kıbleye, hem ovaya dönüktür.

Kasabamız poyraza kapalı olup, kıbleye bakar. Doğudan batıya yerleşimi; Aşağı Değirmen’in hemen üstündeki Deve Taşı’ndan başlayıp batıya doğru uzanır ve Ardıçlı Doru (Doruk) önündeki Kaya Gediği’nden güney istikamete doğru yayılan bir yamaçta yoğunlaşmıştır. Yukarı Dodurga’nın yerleşiminin kıblesinde boydan boya, doğudan batıya Aşağı Dodurga’nın bahçelerinin de dahil olduğu Bağarası ve Bağyanı adı verilen bahçeler yer almaktadır.

Verimli ve sulanan bahçeler, Eşeler Yaylamızın; Çat Boğazı’nda toplanarak birleşen Yoğunoluk, Kıramıkçı (Gıramıkçı) ve Delmeoluk (Delm’oluk) Derelerini oluşturan Eşeler Yaylası pınarlarının sularını toplayıp gelen Değirmendere’nin suları ile sulanmakta ve hemen hemen her türlü meyve ve sebze yetiştirilmektedir.

1990’lı yıllara kadar, “Yaz gelince Bağarası’ndaki bahçelere göçmek ve güz girinceye kadar bahçelerde kalmak” örfü bazı aileler tarafından devam ettirilmiştir. Günümüzde, “yaz gelince bahçelere göçmek” örfünü sürdüren aile kalmamıştır.

Kasabamızın maharetli kadınları ve çiftçileri öteden beri, Acıpayam’ın ilk turfanda ve leziz baklasını, sebze fidelerini ve yine turfanda salatalığını yetiştirmekte ve satmakta halen mahirdirler…

Kasabamız Dodurgalar Kasabası, Acıpayam’a 18-19 km mesafededir. 1990 yılı nüfus sayımı sonuçlarına göre nüfusu 2633 , 2008 Yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemine göre nüfusu da 2050 ’dir. Yukarı Dodurga; Çarşı Mahallesi ve Tuzluk Mahallesi, Aşağı Dodurga bölümü ise (Aşağı Mahalle) Muhtarlığı adıyla mahalle muhtarlığına sahip olup belediyenin halen üç mahalle muhtarlığı bulunmaktadır.

Kasabanın kuzeydoğusu ve doğusu; kuzey-güney istikametinde uzanan Eşeler Dağı silsilesi ve Eşeler Yaylası ile çevrilidir. Eşeler Yaylası düzlüklerinden doğan Değirmendere, halk Türkçesinde değirmenlerin bittiği yerden sonra kısaca "Çay" – “Koçaçay” adları ile anılır. Sözgelimi; “Çaya sel gelmiş!” cümlesinde olduğu gibi…

Dalaman Çayının kollarından olan ve suyu da yaz mevsiminde bahçelerimizi sulamakta kullanılan Değirmendere, Yazır Kasabası ile doğal sınır oluşturur. Yukarı Dodurga-Yazır Karayolu üzerinde, Dodurga Çayı üzerindeki Tepecik Mevkiine yakın Helvacı Köprüsü ise, iki Kasaba arasındaki ulaşımı sağlar...

Kuzeydoğusundan Eşeler Dağının zirveleri (Akkaya Dorusu (Doruğu): 2268 m) ve yaylalarımız, Muza mahallesi/çiftliği, kuzeyinde Bademli (Payamlı) köyü ve Sazak Mahallesi ile çevrilidir. Batısında ise kuzeyden güneye uzanan Karadağ bulunur. Güneybatısında yine kuzey-güney istikametinde uzanan Karadağ'ın en güney ucu olan Bangraz Burnu ve Denizli-Antalya Karayolu olan ULUYOL bulunmaktadır.

Not: [Ali Vehbi Efendi], memleketin dertleriyle dertlenen ve çözüm önerileri ortaya koyan, olabildiğince ileri görüşlü(*) bir aydın olmasına rağmen verdiği bazı bilgiler de, tahmine dayalıdır ve hatta yanlıştır. Bu durum, yazarın yaşadığı çalkantılı dönem dikkate alınarak tabii de karşılanmalıdır.

  • Ali Vehbi Efendi’nin ileri görüşlülüğüne bir örnek parağraf aşağıda sunulmuştur:

“… Bil’hassa Dalman çayının mecrasında Darıveren’in (Damlâmca) Süleyman Bükü denilen ve Irmak vadisinin darlaştığı yerde yapılacak bir sed (Baraj) ile sular şişirildiği takdirde Kumavşarının batısından açılacak bir kanal vasıtasıyla bu köyden başlıyarak ([Gümüş, Yazır, Dodurga, Yumrutaş, Dereköy]) köyleri tarlalarının tamamen sulanması tahtı temine alınmış olacaktır (Ali Vehbi, 1331, s. 7)…”

[Dalaman Çayının] ana kolu olan Gireniz Deresinin sularının toplandığı [Gölhisar-Yapraklı Barajı]'nda toplanan sulama suyunu taşıyan sulama kanalları hizmete girmiştir. Kanal sistemi [Kumavşarı, Gümüş, Yazır, Yukarı Dodurga, Aşağı Dodurga, Yumrutaş, Dereköy, Garkın, Corum] arazilerini sulayacak şekilde tamamlanmıştır. Toplulaştırma işlemleri tamamlanan ve sulama imkânına kavuşan arazilerimizde, ürün çeşitliliği artmış ve dönüm başına alınan verim son derece yükselmiştir. Dodurgalar'da ve yakın çevremizde, bazı arazilerde örnek çiftçilik yapılmaya başlanmıştır. Böylece [Ali Vehbi Efendi'nin rüyası], ileri görüşlülüğü gerçekleşmiştir.

-

2010 yılında da, [Denizli İl Özel İdaresi]nin sağladığı imkânlarla Kasabamızın önünde doğudan batıya boydanboya uzanan Bağarası'nda bulunan arazilerde "damla sulama sistemleri" kurulmaya başlanmıştır.


Kasabanın güneyinde Yazır Kasabası bulunur. Yazır ile birlikte, güneybatıya doğru hilâl gibi Kasabamızı çevreleyen Gümüş Köyü ile Kumavşarı Kasabası da komşularımızdır. Adı geçen bu kasaba ve köylerde, sabah ezanları karşılıklı olarak rahatlıkla duyulur... Yöremizin tamamına, yakın çevrede “Yaka Bucağı” da denilmektedir.

2003 yılında turizme açılan ve Türkiye’de turizme açık 14 mağaradan biri olan Keloğlan(lar) Mağarası (Dağdaş ve ark., 2005), Dodurgalar’dadır. Mağara; Bucakiçi Mevkiindeki Köyyeri denilen muhitin (küçük tepecik) hemen batısında yükselen Karadağ’ın (1421 m) Keloğlanlar Yakası adı verilen yamacında bulunmaktadır. Mağaranın bulunduğu yamaç, gündoğuya bakar. Yaka Bucağı köy ve kasabaları ile Eşeler Dağı silsilesinin en güzel manzara seyri, mağaranın yanındaki dinlenme yeri olan “Seyirlik” mekanında mümkündür.

Not: Dodurgalar Belde Belediyesi, 2007 yılında İçişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ve 2009 yılında da güncellenen "Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına Dair Yönetmelik" ekinde yer alan listede "Turizm" niteliği ile bir üst sıraya yükseltilmiştir. İlgili Yönetmelik ekinde; Acıpayam ilçesinden sadece Dodurgalar Belediyesi "turizm" niteliği ile değerlendirilmiştir ve D-2 (nüfusu 3.000-4.999 arasında olan ilçe ve belde belediyeleri) listesinde yer almıştır (Kaynak: 22 Şubat 2007 tarih ve 26442 sayılı Resmi Gazete ile 31 Mayıs 2009 tarih ve 27244 sayılı Resmi Gazete )."

[5]

(1)(*) Dodurga adının ifade ettiği mana bellidir ve çok açıktır. Bu ad, eski Türkçe bir kelimedir. Dodurga kelimesi sözlüklerde ve tarihi kaynaklarda “Ülke alan, mülk tutan, yerleşip sahip çıkan, yurt edinen” anlamlarına gelmektedir. Cami-üt Tevarih adlı eserin yazarı Reşideddin’e göre de “yurt alan, yurt koruyan” anlamına gelmektedir. Boyumuzun damgası Kaşgarlı’ya göre (۷۸), Reşideddin’e göre (تد), Yazıcıoğlu’na göre (Л) biçimindedir. Kaşgarlı Mahmud’un kaleme aldığı Divan-ı Lügat-it Türk adlı meşhur ilk Türkçe lügatte ilk defa Dodurga ismi Totırka olarak geçmiştir.

ALİ VEHBİ EFENDİ'NİN ESERİNDE DODURGA'NIN YERLEŞİM YERİ TARİFİ ve BAZI DEĞERLENDİRMELER

Ali Vehbi'nin 1331 yılında hazırladığı "ACIPAYAM - Garbikaraağaç Halkının Asırlık Tarihçesi ve Köylerimize Serpilen Maarif Işığının Temeli Yüreğil’de Nasıl Kuruldu" ve 1951 yılında Ankara'da Çankaya Matbaası'nda basılan eserinde; diğer köy ve kasabalarla birlikte Dodurga’nın da kısa bir tanıtımı yapılmış ve bazı özellikleri sayılmıştır. 1331 (Rumi yıl) tarihli eserde, Dodurga için verilen toplu bilgilerin tamamı, hiçbir düzeltme yapılmadan, hatalarıyla birlikte aşağıda verilmiştir:

Dodurga (1); "Eşeler dağının batısında Deve taşı, Arslan ini, Söbe alan ve Kaya gediği sırtlarının çevrelediği Söğürtlü yayladan çıkan suları toplayan Koca dere vadisinin methalinde Ardıçlı doru ile Tepecik arasındaki koyda kuruludur.

Doğusu Eşeler dağı, Müze çiftliği, batısı Pankaras burnu, kuzeyi Bademli ve Sazak köyleri, güneyi Yazır ile çevrilidir. Yukarı ve aşağı adiyle iki mahalleye ayrılan Dodurga (350) hane ve (1480) nüfusludur. Çat boğazından akmakta olan değirmen suyunun yarısı buraya gelmekte, tekmil bahçeleri ve bir kısım tarlaları sulamaktadır. Boğazdan ovaya doğru meyilli bir arazi üzerinde bulunan Dodurga bahçelerle çevrilmiş ağaçlıklarla örtülmüş yem yeşil bir manzarayı havidir. Burada en çok yetişen ağaç (Ceviz ile bademdir) diğer meyvelerde yetişmekte ve mahallin ihtiyacını karşılamaktadır.

Boğazdan ovaya doğru meyilli bir arazi üzerinde bulunan Dodurga bahçelerle çevrilmiş ağaçlıklarla örtülmüş yem yeşil bir manzarayı havidir. Burada en çok yetişen ağaç (Ceviz ile bademdir) diğer meyvelerde yetişmekte ve mahallin ihtiyacını karşılamaktadır. Su basan arazi iyi mahsul vermekte isede ova kısmı kumsal ve kıraçtır. Bu bakımdan nüfusu besleyememektedir.

Bununla beraber çetin ve sert iklim şartları içinde dahi bünyelerinin metanetini muhafaza eden bu köy halkı yalnız din duygusu ve vatan sevgisinden aldıkları müşterek ilhama dayanan çalışmalariyle topraklarına has birer evlât olduklarını göstermekte ve yetiştirdiği pehlivanlariyle şöhretleri her tarafa yayılmaktadır.

İzmir vilâyetinde menendi bulunmayan ve kurt dereli Mehmet pehlivanla birlikte iştirak ettiği İstanbul ve Edirne güreşlerinde emsalinden üstün olan pehlivanları dahi yenerek Türkiye çapında olağan üstü derece alan (Ahmetali) pehlivan bu köyün çocuğudur.

Asırlar boyunca kendi haline terk edilmiş olan yurdumuzda toprağı sevmek ve ona has bir evlât olmak şevk ve ateşini bir iman halinde göksünde taşıyan gençlerimiz ırkımızın asaletini ve sadeliğini katkısız bir halde muhafaza etmekte bedeni kuvvet ve kudretleriylede pehlivanlar diyarına yakışan bir onur ve şeref taşımaktadırlar.

Köyün yamandığı Eşeler yaylası sırtlarındaki (krom, linyit, manganez) madenleri bir gün gelerek işlemeğe açıldığı taktirde vücut itibariyle gürbüzlüğün bir timsali olan bu köyler halkının kısa zamanda kalkınması ve refaha kavuşması sağlanmış olacaktır.

Rakımı (1100) olan Dodurga kuytu bir vadide bulunduğundan soğukların tesirinden korunmakta yayla olmasına rağmen (Bakla) mahsulünü erken çıkarmakta ve kazamızın ilk turfandası olarak satılmaktadır. (Arpa) mahsulüde diğer köylerden once biçilmektedir. Burada Roma ve Yunanlılar devrine ait eski eserlerde mevcuttur.

Konuk odaları İdarecileri 1- Hacı Mehmet ağa odası Hacı Mehmet ağa ve oğlu Numan (Yazır bahsine bak.) 2-Demirciler odası Hacı Süleyman oğlu Molla Hüseyin ve oğulları İsmail ve Sadık 3- Mısırlı odası Arap Hacı Mehmed ve oğlu Ömer."


(1)(*) Dodurga adının ifade ettiği mana belli değildir. Tarihlere bakılırsa bu kelime (Mogolca)dır. Anadolunun 10 kadar vilâyetinde bu adı taşıyan yerler mevcut olmasına rağmen Türk boylarına takılmış bir lâkap olduğu tahmin edilebilir."[6]

Tarihi [değiştir]

Acıpayam ilçemizi 20. yüzyılın ilk çeyreği içinde ilk kez tanıtan, değerli muallim (öğretmen) Yüreğil’li Ali Vehbi’dir. Ali Vehbi, öncelikle çok sayıda talebe yetiştiren değerli bir muallimdir. Bunun yanında; Osmanlı Devleti’nin düşman devletlerle boğaz boğaza harplere girdiği yıllarda askerlik yapmıştır. Gazilik şerefine ulaşmıştır. “Gazi” olması yanında, “derviş”lik vasıflarını haiz çok nitelikli -kendisini İslami alanda da yetiştirmiş- bir müslümandır. Ali Vehbi ayrıca döneme ışık tutan bir seyyahtır. Gerektiğinde en ince ayrıntılara kadar inen son derece başarılı, keskin bir gözlemcidir. Sözgelimi orman varlığımızın-doğal kaynakların hem farkındadır, hem de bu kaynakların en önemli zenginliklerimiz olduğunu ifade eden son derece keskin bir zekaya sahip, ileri görüşlü olmanın bütün vasıflarını üzerinde taşıyan bir önderdir. Aslen Karahüyük Köyümüzde doğmuş, Yüreğil’de ise muallimlik yapmıştır. Deyim yerinde ise bir yol göstericidir. Bir “çoban yıldızı”dır. Denizli-İlibadı Mezarlığında medfundur. Allah gani gani rahmet eylesin!...

Rahmetli Muallim Ali Vehbi; 1331 Rumi (1915 Miladi) tarihinde Yüreğil köyünde yazımını tamamladığı "Acıpayam - Garbikaraağaç Halkının Asırlık Tarihçesi ve Köylerimize Serpilen Maarif Işığının Temeli Yüreğil’de Nasıl Kuruldu" adlı eseri ile aynı zamanda; “Acıpayam” üzerinde, “Acıpayam”ın köy ve kasabaları üzerinde kalem oynatan/oynatacak olan her araştırıcının ilk başvuru kaynaklarından birisi olma konumunu daima koruyacak bir “araştırıcı kimliğe” sahiptir.

Eserinde hata ve noksanların olabileceğini de peşinen kabul eden ilmi olgunluğa da sahiptir. Kendisinden sonra Acıpayam hakkında yazacak olanları “talebesi” olarak kabul etmektedir. Eserinin bir başlangıç olduğunu, noksanlıklarının olduğunu içtenlikle belirtmektedir. Talebelerinden dileği ise; noksanlıkların onlar tarafından tamamlanmasıdır… Kitabının Önsöz’ünde yer verdiği aşağıdaki ifadeler bu tesbitleri teyid etmektedir:

"… Her türlü eksik ve noksanları ileride ve kendileri tarafından tamamlanmak kaydı ile ve göze çarpan kusurların hüsn-ü niyetime bağışlanması dileğiyle Acıpayam çocuklarına armağan olsun.”"

Mahalleler [değiştir]

Yukarı Dodurga’da Çarşı Mahallesi ve Tuzluk Mahallesi,