Ç

Çabalama.:CEHT

Çabuk kurumasını sağlamak için boyaya az miktarda katılan madde. : SİKATİF

Çabuk yol alan,hızlı giden.:YÜRÜK

Çabukluk,hız,sürat : İVİNTİ

Çadır kümeleri. : ASARİM

Çağlar,devirler. : EDVAR

Çağrı kağıdı. : OKUNTU 

Çakala benzer vahşi bir hayvan.:KARAKULAK

Çakıllı ve bozuk yol. : NALDÖKEN 

Çalgı ağızlığı ile pistonu olan,boyundan geçirilerek tutulan,çember biçimli,üflemeli bakır çalgı.:HELİKON

Çalgıcıların kullandığı bahşiş.:ALATURA

Çalgıç,mızrap.:TEZENE

Çalgılı meyhane. : TAVERNA 

Çalı bahçe duvarı. : ÇİT 

Çalışan,çaba gösteren.:CAHİT

Çalışan,gayret eden. : SAİ

Çalışkan.:HAMARAT

Çalışma. : SAY

Çalma,hırsızlık.: SİRKAT 

Çam ağacından yapılmış su testisi. : SENEK 

Çam ağacının çiğnenip emilen iç bölümü ve bunu almak için ağacın gövdesine açılan yara,soymuk. : YALAMUK

Çam ağacının reçineli kabuğu. : ZAVİL 

Çam sakızı. : REÇİNE : AKMA

Çam,ardıç,ladin ağaçlarının iğne gibi ince yaprakları. : PÜR

Çam,ardıç,sedir gibi ağaçların yaprağı.: İBRE

Çamaşır leğeni.:TEŞT

Çamaşır yıkamada kullanılan yassı tokmak. : TOKAÇ 

Çamaşır yıkarken kullanılan tahtadan yassı tokmak.:TOKAÇ

Çamaşırcı ayı’ denilen,kürkü kıymetli bir hayvan. : RAKUN 

Çamaşırın az kirli ve köpüklü son suyu. : EPRİK

Çamgillerden,yüksek bölgelerde yetişen,kozalaklı bir orman ağacı. : KÖKNAR

Çamur tedavisi. : PALEOTERAPİ

Çamur,cıvık.:LAY

Çamurcun,eğri koca gibi adlar da verilen ve yurdumuzun sulak alanlarında yaşayan küçük ördek cinsi.:ÇAKIRKANAT

Çan,çıngırak. : DERA

Çanakkale Boğazı’nın Nara Burnu mevkiinde,1954 yılında,Dumlupınar denizaltımıza çarparak batıran İsveç tankeri.: NABOLAND

Çanakkale Boğazında Dumlupınar deniz altısına çarparak, dört Nisan 1953’de batmasına neden olan İsveç yük gemisi. : NABOLAND

Çanakkale ilinde ünlü bir antik kent.:ASSOS

Çanakkale’nin Ezine ilçesinde bir kaplıca.:KESTANBOLU

Çanta ve ayakkabı yapımında kullanılan sepilenmiş dana derisi. : VİDALA 

Çanta,eldiven yapımında kullanılan yumuşak deri.:NAPA

Çapkın.:HOVARDA

Çarlık Rusya’sında gizli ve siyasi polis birliği.:OHRANA

Çarmıha giden İsa’ya kötü davrandığı için sonsuza dek yürümeye mahkum edilen efsanevi kişi.:AHASVERUS

Çarpan balığı. : TRAKUNYA 

Çarpık,eğri ağız. : YILIK 

Çarşıya,pazara getirilen şeylerden alınan tartı vergisi.:KANTARİYE

Çavuşkuşu,hüthüt.:İBİBİK

Çay ağzında yapılmış olan balıkçı büğeti. : KARMIK

Çeçenlerin kendi ülkelerine verdikleri ad.:İÇKERİYA

Çekici.:CALİP

Çekilerek balık avlamaya yarayan,genellikle daire şeklinde el ağı. : TRATA

Çekim ve baskı işlemlerini çok çabuk ve otomatik olarak yapan fotoğraf makinesi.:POLAROİT

Çekinik. : RESESİF

Çekinme,sakınma.:İBA

Çekinmeden.:BİPERVA

Çekişme.:CİDAL

Çelik. : PULAT 

Çelikkalem takımyıldızının Latince adı.:CAELUM

Çelimsiz ve biçimsiz kimse.:CİMBAKUKA

Çelişki. : TENAKUZ 

Çember biçiminde,tellerden yapılma,torbaya benzer,büyük gözlü ağ.:APOŞİ

Çember ve demir tellerle bağlanmış ticaret eşyası.:BALYA

Çemberin çevresinin çapına oranını gösteren sayı.: Pİ

Çemen otu.: POY

Çene yarıştırma. : TALK-SHOW 

Çeper,zar.:CİDAR

Çerez olarak yenen tahıl kavurgası.:FİRİK

Çerkezlerin ulusal destanı. : NART

Çeşitleme.:VARYASYON

Çeşitler.:ENVA

Çeşitli boğanotu türlerinden elde edilen bir alkaloit. : ATİZİN 

Çeşitli dans ve oyunlardan oluşmuş sahne gösterisi. : REVÜ 

Çeşitli gösterilerin yapıldığı eğlence yeri.: KABARE

Çeşitli malzemelerin sanatsal amaçla bir araya getirildiği ürün. : KOLAJ

Çeşitli tropikal bölgelerde genellikle kuru,sağanaklardan sonra geçici akarsuya dönüşen sel yatağı.:ARROYO

Çeşitli yükleri yukarı çekmek için halattan yapılmış sapan. : İZBİRO

Çeşitli yüzeyleri istenilen konuma getirmek için kullanılan ölçü aleti.:SUTERAZİSİ

Çeşme zıvanası. : MASURA

Çeşme,musluk vs. çevreye sıçramasını veya akıp gitmesini önlemek için konulan delikli taş tekne.:YALAK

Çete.:GANG

Çevre.:ETRAF

Çevrili girinti. : ALKOV

Çıkılması güç kayalık yer.:LAÇİN

Çıkrık veya dişli yardımıyla ağır yükleri kaldırmaya veya çekmeye yarayan bir alet.:BOCURGAT

Çıkrıkçı çarkı.: TARTURA

Çılgın,divane. : ŞEYDA 

Çınar,meşe,palamut gibi ağaçların meyvesi.:PELİT

Çıplak toprak./Kel. : DAZ

Çıplak,tüysüz. : CAVLAK 

Çırak.: ŞAKİRT

Çiçeğin dıştan ikinci halkasında bulunan yaprakların hepsi.: TAÇ

Çiçek bozuğu yüz.:ÇAPAR

Çiçek demeti. : BUKET 

Çiçek tozu. : POLEN : TAL

Çiçek. : ŞÜKUFE

Çiçekleri hekimlikte kullanılan ve kökleri kavrularak yenilen bir bitki,sığırdili.:HODAN

Çiçekleri katmerli ve mor renkte bir tatula türü.:NAVÇAĞAN

Çiçekleri sinek örümcek gibi kimi böcekleri andıran otsu bir bitki.:OFRİS

Çift sürerken öküzleri yürütmek için kullanılan, ucuna sivri demir çakılmış uzun değnek. : ÜVENDİRE 

Çift atlı binek arabası. : KAROÇA

Çiftleşme zamanı gelmiş kısrak yada dişi eşek. : GÜRE

Çiftlik uşağı.:AZAP

Çile durumundaki ipliği yumak yapmak veya masuraya sarmak için,üzerine geçirilen kafes dolap biçimindeki hafif ve bir eksen üzerinde dönen araç.: ELEMGE

Çimenlik,bahçe.:ÇEMENZAR

Çin ayısı. : PANDA 

Çin düşüncesinde dişi ilke : YİNG

Çin felsefesinde doğru yolu yada cennetin yolunu belirten temel kavram. : TAO 

Çin felsefesinde eril,gök,aydınlık,etkin ve delici olarak düşünülen ilke. : YANG 

Çin gongu. : TAMTAM 

Çin gülü. : KAMELYA

Çin Halk Cumhuriyeti’nde bir ırmak.:İRTİŞ

Çin kirazı denilen ve nemli topraklarda yetişen bir meyve.: LİÇİ

Çin müziğine özgü dört veya beş telli lavta. : PİPA

Çin ve Japonya’da oynanan bir strateji oyunu. Çin satrancı. :GO

Çin,Vietnam,Malezya’da yetişen ve lifleri dokumacılıkta kullanılan değerli bir bitki.: RAMİ

Çin’de Buda’ya verilen ad. : FO 


Çin’de yetişen ve meyvelerinden kurutucu bir yağ elde edilen ağaç. : TUNG

Çin’in eski para birimi.: TAEL

Çin’in para birimi. : YUAN 

Çin’in plakası.: TJ

Çinakoptan büyükçe lüfer. : SARIKANAT 

Çingene çadırı.:ÇERGİ

Çingene.:KIPTİ

Çinko banyosu. : GALVANİZ 

Çinko,bakır ve nikelden yapılan,gümüşü andırır bir alaşım.Mayşor. : ALMAN GÜMÜŞÜ 

Çinko.:TUTYA

Çinkonun başlıca cevherlerinden biri olan doğal çinko sülfür. : BLEND

Çinlilerin bir uzunluk ölçüsü. : Lİ

Çipura balığının,boyu 10 santimetreye kadar olan gençlerine verilen ad.:LİDAKİ

Çirişli bir çeşit parlak bez.: KETAL

Çirkin huy. : ENİR

Çirkin.:KAKNEM

Çiroz durumundan çıkarak yağlanmaya başlamış olan uskumru.:LİPARİ

Çit yapmakta kullanılan büyük kızak.: SÖVEN

Çit,perde. : ÖR

Çit.: ÇEPER

Çitlembik. : MELENGİÇ

Çivit renginde koyu mavi.:NİLGÜN

Çiy, kırağı. : JALE: ŞEBNEM 

Çizgi. : HAT

Çizgileri olan kumaş.: REYE 

Çizgilerin,yüzeylerin,katı cisimlerin birbirine rastlayıp kesiştikleri yer.:ARAKESİT

Çizilerek veya oyularak açılan kertik. : ÇETELE 

Çoban düdüğü denilen keskin kokulu bir bitki. : MEYHANECİ OTU

Çoban düdüğü. : TİKE

Çoban düdüğüne halk hekimliğinde verilen ad.:AZARON

Çoban köpeği.:KARABAŞ

Çoban türküsü. : KAYABAŞI : İGLOG

Çoban yamağı anlamında kullanılan yöresel bir sözcük. : ÇONA 

Çoban yıldızı,Venüs.:ÇOLPAN

Çoban yıldızı. : KERVANKIRAN

Çoban.: RAİ

Çobanların çaldığı ıslık. :ASADOLU

Çobanların omuzlarına aldıkları dikişsiz,kolsuz,keçeden üstlük : KEPENEK

Çocuk hastalıkları ile ilgili bilim dalı. : PEDİATRİ

Çocuk oyunlarında kale olarak kullanılan çukur.:MELE

Çocuklarda,karın şişmesiyle beliren bir hastalık.:KIRBA

Çocukları korkutmak için kendisinden söz edilen bir yaratık,umacı,hayalet.:KARAKONCOLOS

Çoğu kıldan dokunmuş büyük çuval.: HARAR

Çoğulcu.: PLÜRALİST

Çoğunluğu Türk soyundan olan ve Polonya topraklarında oturan Musevi topluluğu.:KARAİMLER

Çoğunlukla akaryakıt gibi sıvı maddeleri taşımada kullanılan,silindir biçiminde,metalden büyük kap.: GALON

Çoğunlukla bir kütleyi çok daha küçük bir kütle yardımıyla tutmaya yarayan alet.:BASKÜL

Çoğunlukla döşemelik olarak kullanılan,keten veya ipek karışımı bir kumaş.: DAMASKO

Çoğunlukla hidrojen veya helyumla şişirilmiş güdümlü balon.:ZEPLİN

Çoğunlukla imaretlerde yoksullara verilen kepekli undan yapılmış pideye benzer bir tür ekmek.: FODLA

Çoğunlukla yemek pişirmekte kullanılan,içinde ızgarası bulunan,ayaklı ve taşınır ocak.:MALTIZ

Çoğunlukla yüzey sularından yoksun mağaralarla ve yer altı ırmaklarıyla örülü kıraç ve kayalık arazi. : KARST

Çok acıklı olay.: HAİLE

Çok anlamlı bir kelimeye her defasında başka bir anlam yükleyerek birbirine yakın birkaç yerde kullanma. : CİNAS 

Çok az kaldı anlamında bir sözcük.:RAMAK

Çok beyaz.:APAK

Çok bilinen bir sözü veya atasözünü biraz değiştirip eklemeler yaparak güncel sorunları belirten cümle.:LAFORİZMA

Çok bükümlü ipliklerle dokunan ve kendine özgü dalgalı bir görünümü olan kumaş.:KREP

Çok eski bir geçmişi olan ve kimi Şinto törenlerinde yapılan dinsel Japon dansı. : KAGURA

Çok eski bir tarihi anlatır. : Fİ

Çok gizli.:EKTEM

Çok güzel,en güzel.:AHSEN

Çok hızlı gidebilen bir tür keşif gemisi. : SKAVUT 

Çok hücreli canlılarda hücrenin belli evrelerden geçerek çoğalması.:KARYOKİNEZ

Çok iğneli olta takımı. : ÇAPARİ

Çok iğneli uzun balık oltası. : PARAKA

Çok ince bir yün cinsi. : KAŞMİR

Çok ince toz tanesi.: TOZAN

Çok ince ve çok seyrek muslin yada pamuklu bez. : ADATİS 

Çok iri ve kaba şey.: LENDUHA

Çok kaynatılarak koyulaştırılmış şerbet.:ŞURUP

Çok kepekli un. : PASPAL

Çok kısa boylu,bücür.:BODUR

Çok öfkeli.Kötü ve korkunç cin. : İFRİT

Çok övünen. : FAHUR

Çok parlak.: BER

Çok pullu,gümüş renkte,beyaz etli bir balık.:KEFAL

Çok rüzgarlı yer.: TOZKOPARAN

Çok sesli müzikte bir beste.: FÜG

Çok süslü giyinen ve modaya düşkün kadın. : KOKET

Çok şey bilen,her şeyden anlayan.:HEZARFEN

Çok şiddetli ve çevrintili bir yel. : KASIRGA

Çok tanrıcılık. : PAGANİZM 

Çok tanrılı dinden olan kimse. : PAGAN

Çok tehlikeli bir köpek balığı türü. : HARHARYAS

Çok üşümek.:BUYMAK

Çok verimli,bol,eksiksiz.: ONGUN

Çok yırtıcı bir deniz balığı.:MURANA

Çok yiyen,obur.:HIRA

Çok yorulmak. : TELESİMEK

Çok zaman tahıl,kepek ve keten tohumu karışımından oluşan at yemi. : MAŞ 

Çokluk. : KESRET

Çorak toprak. : KEPİR

Çorba gibi yiyeceklere lezzet kazandırmak için un ve yağla yapılan sosa verilen ad. : MEYANE : MİYANE 

Çorum bezi de denilen ve geleneksel el tezgahlarında dokunan bir tür bez.:KENEFİ

Çorum ilinde,Hitit Uygarlığını aydınlatan ünlü höyük.:ALACAHÖYÜK

Çorum’da,Hititler döneminde yapılmış açık hava tapınağı.: YAZILIKAYA

Çorum’un Mecitözü ilçesinde bir kaplıca.: BEKE

Çorumun Alaca ilçesinde ünlü bir höyük. : ESKİYAPAR

Çöl bölgelerinde bazı çukurların tabanını kaplayan tuzlu ve killi toprak.: TAKİR

Çöl bölgelerinde yaşayan bir sürüngen türü. : SKİNK

Çöl.:BEYABAN

Çölde fırtına sonucu tepecikler halinde yığılan kum kütlesi.:KAUR

Çölde işaret için konulan taşlar. : ARAM

Çöllerde veya deniz kıyılarında rüzgarların yığdığı kum tepesi.Kumul./Buzul : EKSİBE.

Çöllerde veya deniz kıyılarında rüzgarların yığdığı kum tepesi. : KUMUL

Çözgü ve atkının kumaş yüzeyi üzerinde kendiliğinden bir desen oluşturduğu her tür kumaşa verilen ad. : FASONE

Çözgü veya atkının kumaş yüzeyi üzerinde,kendiliğinden desen oluşturduğu her tür kumaş.:FASONE

Çözgü. :ARIŞ 

Çözgüsü ipek veya sentetik elyaf,atkısı kalın pamuk veya yün olan kumaş. : BENGALİN

Çubuk veya kamıştan yapılmış bağ ve bahçe kulübesi.: HUĞ

Çuha kumaşının sarıldığı top.: PASTAV

Çukur yer.: ESİK

Çulluk. : BEKAS

Çürütülmüş tütünden yapılan ve buruna çekilen keyif verici toz. : ENFİYE